Home Dijital Gazete Tanrıkulu: “Bu ülkede hukuk var ise İslam’a hakaret edenler yargı önüne çıkarılır”

Tanrıkulu: “Bu ülkede hukuk var ise İslam’a hakaret edenler yargı önüne çıkarılır”

by ekonomifinansajansi

Son zamanlarda İslam’a ve değerlerine yapılan hakaretlere tepki gösteren HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Şeyhmus Tanrıkulu, “TBMM’de halkın değerlerine bu kadar açık bir şekilde düşmanlık yapılması kabul edilemez” dedi.

HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Şeyhmus Tanrıkulu, Rehber TV’de iç gündeme dair soruları yanıtladı. Tanrıkulu, TBMM’de İslam’a hakaret eden Oya Ersoy’a tepki gösterdi, seçmeli ders ve artan madde bağımlılığı konularını değerlendirdi.

Yapılan bu hakaretlerin fikir ve düşünce özgürlüğü olarak yorumlanmasına da tepki gösteren Tanrıkulu, “Bu düşünce özgürlüğü değildir. Bu tamamen küresel İslam düşmanlarının yerli işbirlikçileridir. Şu an bunlara dokunulmuyor ve yargı önüne çıkarılmıyor. Ancak herkes işlediği suçun hesabını dalat önünde vermelidir ve hesabı sorulmalıdır.

“Aziz dinimizi alaya alan, hakaret eden, küçümseyen bu zihniyeti ve kişileri lanetliyorum. Müslüman bir ülkede ve Regaip Kandili’nin idrak edildiği bir gecede TBMM’de halkın değerlerine bu kadar açık bir şekilde düşmanlık yapılması kabul edilemez. Orada bulunan diğer milletvekillerinin de suskun kalmalarını anlayabilmiş değiliz.

Bundan önce de CHP Genel Başkan Yardımcılarından biri de Aziz İslam Dinimize hakaret edip dil uzatmıştı. Ancak kamuoyunda yeterince kadar tepki gösterilmedi ve yine yargı önüne çıkarılmadı. Halkın inancına hakaret etmek mevcut yasalara göre suçtur, fakat yargı mekanizması işletilmedi. Sanat kisvesi altında insanlığın atası, ilk peygamber Hazreti Âdem ve Hazreti Havva anamıza hakaret edilmişti. Burada da herhangi bir soruşturma açılmadı. Ne yazık ki İslami kesimler, İslami camialar da yeterince güçlü bir tepki göstermediler. Toplumun inanç ve değerlerine dil uzatanlar hakkettikleri tepkiyi görüp cezalandırılmış olsaydı bu hadsizliğin önü alınabilirdi. CHP ve HDP’nin bilinçaltındaki İslam düşmanlığının zaman zaman tezahür ettiğini görüyoruz. ‘Hepsi bir bütün olarak bu şekildedir’ demiyoruz, ama bunların içerisinde çok ciddi bir şekilde İslam’a karşı kin besleyen ve fırsat buldukça da hakaret eden bir güruh var.

Ülkede hukuk var ise halkın inancına bu hakareti yapanlar yargı önüne çıkarılmalıdır. Cumhurbaşkanına veya muhalefet partilerinin başkanlarına hakaret edildiğinde kişi aynı gün hemen gözaltına alınıp yargı önüne çıkarılabiliyor ve tutuklanabiliyor. Ama halkın inancına, peygamberine, dinine hakaret edildiğinde yargı önüne çıkarılmıyor. Düşünce ve ifade özgürlüğü olarak kabul ediliyor. Toplumun inancına hakaret özgürlükler kapsamında değerlendirilemez.

Dinimize ve değerlerimize sahip çıkmamız lazımdır. Bir millet; diniyle, inancıyla, kültürüyle ayaktadır. Bunlar kalkıp bizim dinimizi, inancımızı, geleneğimizi, kültürümüzü değiştirmeye çalışıyorlar. Türk Kemalistleri gibi Kürt Kemalistleri de inancımızdan bizi koparmaya çalışıyor. Halkın artık bunu görmesi gerekiyor.” dedi.

“Seçmeli ders konusunda okul müdürleri yönlendirmesin; hükümet özellikle Kürtçe dersi öğretmeni atamaları yapsın”

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 7 Şubat tarihine kadar uzatılan seçmeli derslerle ilgili konuşan Tanrıkulu, aile ve öğrencilere çağrıda bulunarak “Kur’an-ı Kerim, siyer ve Kürt vatandaşlarımız için Kürtçe derslerini seçmelerini tavsiye ediyoruz.” dedi.

Tanrıkulu, “Aileler bu taleplerini okul idarelerine iletmeliler. Bazı okulların idarecileri bu seçmeli dersler için bahsini ettiğimiz derslerin öğretmenlerinin olmadığını söyleyerek diğer dersleri seçmeleri için yönlendirme yapıyorlar. Böyle bir yönlendirmeyi yanlış buluyoruz. Hiçbir okul seçmeli ders konusunda yönlendirme yapmamalıdır. Eğer çocuklar yönlendiriliyorsa suç işleniyor demektir.

Dolayısıyla öğretmenin olmadığı bahanesinin önüne geçilmesi için halkımız okullara bizzat gitsinler. Biz talebimizi iletelim Milli Eğitimin görevi de o dersler için öğretmen atamasını sağlamaktır. 30 milyonu aşkın Kürt vatandaşın olduğu ülkede 2-3 tane Kürtçe öğretmen atamak ayıptır, Kürtlere hakarettir. Hem ‘seçmeli ders vardır, Kürtçeyi-Zazacayı seçebilirsiniz’ diyorsunuz hem de bu branşlarda öğretmen ataması yapmıyorsunuz, bu kabul edilemez. Bu bir insan hakları ihlalidir. Hükümet ya da diğer yetkililer bu hukuksuzluğun altına imza atmasın ve eğer samimilerse vatandaşın istediği derslerin branşlarında öğretmen ataması yapsınlar.” dedi.

“Bir genç uyuşturucuya bulaşmışsa bunda; ailenin, devletin ve toplumun bu konuda ihmalkârlığı vardır”

Uyuşturucu kullanımı ve satışı noktasında devletin aldığı önlemleri yetersiz bulduklarını belirten Tanrıkulu, “Gençler arasında hızla yayılan uyuşturucu nereden, nasıl, hangi parayla temin ediliyor? Bunları ayrı değerlendirmek lazım. Ayrıca en önemlisi bu gençler neden uyuşturucu müptelasına girmiş ve Devlet neden gerekli tedbirleri almıyor. Uyuşturucu kullanan gençlerin rehabilite edilebileceği sağlık merkezlerini yeterince açmıyor? Yani mevcut sağlık merkezleri çok yetersiz.

Uyuşturucu kullananların inançlarının zayıf ya da inançtan çok uzak olduğunu görüyoruz. Özellikle son 30-40 yıl içerisinde uyuşturucu ve diğer ahlaksızlıklarla birlikte gençleri kendi öz değerlerinden uzaklaştırma çabasında olan örgütler ve dernekler var. Devlet içerisinde bazı kliklerinin de bu duruma ön ayak olduğunu biliyoruz. Yani gençleri inançlarından uzaklaştırma adına onları uyuşturucu, fuhuş gibi ahlaksızlıkların işlendiği yerlere götürenlerin halende var olduklarını biliyoruz.

Eğer bir genç uyuşturucuya bulaşmışsa bunda; ailenin, devletin ve toplumun bu konuda ihmalkârlığı vardır. Uyuşturucuyla mücadelede toplumsal bir duyarlılık yok maalesef. Toplumu bu konuda manen bilgilendirmek gerekiyor. İslam’a düşmanlık yapan zihniyetin istediği gençlik; dini, örfi ve kültürel değerlerinden uzak, uyuşturucu ve fuhşa müptela olan bir gençliktir. Bu zihniyete karşı mücadele etmemiz gerekiyor. Bu yüzden özellikle de eğitimde etkin tedbirlerin alınması lazım.” ifadelerini kullandı.

Hibya Haber Ajansı

Related Posts

Leave a Comment